İstavrit Çeşitleri Nelerdir?
Bir Yudum Denizin Ardında
Kayseri’de, dağlar ve geniş bozkırlar arasında, deniz gibi bir şeyin eksik olduğunu hep hissetmişimdir. 25 yaşıma geldim, ama deniz bana hâlâ uzak, hatta bir o kadar bilinmez. Hani o tuhaf bir duygu var ya… Denizle hiç tanışmayan birinin içinde o denizin özlemiyle bir tür boşluk kalır. O boşluğu her zaman, bir şekilde denizle ilgili bir şeyle doldurmak istedim. Bugün, belki de hayatımda bir kez daha tuhaf bir yolla bu özlemimi yakalamaya çalıştım.
İstavrit. Bunu, ilk kez annemin mutfakta kokusuyla tanıdım. Kayseri’de yaşarken, deniz ürünlerinin pek fazla yer edinememesi bir gariplikti. Ama bir gün, bir umutla babam beni deniz kenarına götürdü. Birlikte İstanbul’a gitmiştik, daha doğrusu bir deniz kenarına. Benim de kafamda sorular vardı: İstavrit çeşitleri nelerdir? Gerçekten hepsi aynı mı, yoksa hepsinin bir ruhu, bir kişiliği mi var?
Hadi gelin, her şey bir balıkla başladı. Bir balıkla tanışmanın, belki de yıllardır içimde taşıdığım duygusal boşluğu nasıl sarıp sarmaladığını anlatayım.
Bir Balığın Peşinden: Huzursuz Başlangıç
Deniz kenarına geldiğimizde, gözlerim hemen denizlere daldı. O kadar büyük, o kadar sonsuzdu ki, biraz da kaybolmuş hissettim. Ama bir şekilde denizin kenarındaki balıkçı tezgahlarına doğru yürüdüm. İlk bakışta, her şey karmakarışıktı. Hangi balığın ne olduğunu anlayamıyordum. Ama bir balıkçı, tezgahında bana doğru yaklaşarak, “İstavrit mi istersin, yoksa başka bir şey?” dedi.
Bana göre her şey kaybolmuştu. Bir balık, ama o kadar çok çeşit! Sadece o an, “İstavrit çeşitleri nelerdir?” sorusu takılıp kaldı kafamda. O an, o denizin içinde kaybolmak istemiştim ama bir taraftan da “Benim bu dünyada bulmam gereken başka şeyler var!” diyordum. Hangi istavrit daha taze, en sağlıklısı, daha lezzetlisi? İçimde bir duygu yoğunluğu vardı. Huzursuzluk, merak, heyecan… Her biri birbirine karışıyordu.
Babamın sesini duydum: “Hadi, bir tane al. Bizim için yeterince yakından tanıdık ama artık biraz uzaklaştık.”
Ama o kadar uzun süredir Kayseri’nin sıcak sokaklarında, bolca etle büyümüştüm ki, balıklar bana yabancıydı. Ne hissediyordum, ne düşünüyordum? Bilinçaltım bana hala “İstavrit çeşitleri nelerdir?” diye bağırıyordu. Bir bakıma içsel bir keşifti.
Denizin Bambaşka Tadı: Bir İstavrit Çeşidi
İstanbul’da balıkçıda, tek tek istavritleri gözden geçirdim. Küçük olanlar, büyüyenler, sanki hepsi birer karakter gibi… İçimden birini seçtim. Fakat denizin bambaşka bir tadı vardı. Yavaşça fırına sürülmüş olan istavritin o kokusu… Sanki annem mutfakta, bana Kayseri’nin havasını hatırlatıyordu. Ama bu defa, balık bir anlam taşımıştı.
İstavrit çeşitleri o kadar farklıydı ki… Ama hepsinin içinde bir deniz vardı. Bir deniz, bende hala kaybolan o boşluğu dolduracak bir arayış gibi hissediliyordu. Çeşit çeşit istavrit, her biri kendi yerini bulmuş. Kimi taze, kimi beklemiş ama hepsi çok kıymetliydi.
Fırına atılırken, sıcak yağın dansını izlerken, denizin kıyısında o kadar huzurlu oldum ki, Kayseri’nin bozkırlarında kaybolduğum zamanlarımı, denizle tanışarak terk edebileceğimi düşündüm.
Ama istavrit çeşitleri… Gerçekten bu kadar basit bir soruya, bu kadar derin bir his nasıl sığar? Bir balık ne kadar duygusal bir yolculuğa dönüşebilir ki?
Akşam Sofrasında: Tadı ve Anlamı
Sonunda o an geldi. Sofrada, annemin pişirdiği istavritle karşı karşıya oturduk. Her bir lokma, beni hem İstanbul’a hem Kayseri’ye götürdü. Sanki ilk kez bu kadar yoğun bir duygusal bağı kuruyordum. Sadece bir balık yemek değildi bu. O kadar çok anlam taşıyordu ki, kendimi bir kaybolmuşluk içinde buldum.
İstavrit, bana sadece deniz ve kaybolmuş duygularımı hatırlatmadı. Aynı zamanda, her bir çeşit farklılık gösteren istavritin içinde bir hayat vardı. Huzur, kaybolmuşluk, ve bazen de hüsran… Ama her zaman başka bir umut vardı. Balık, hayatta bazen karşımıza çıkan, ama çoğu zaman içsel yolculuklarımıza eşlik eden bir simge gibiydi. Kendimizi kaybettiğimizde, o kaybolmuşlukları da içinde taşıyan bir denize doğru yolculuk yapmalıydık.
Bir yudum daha aldım. O kadar sıcak ve lezzetliydi ki, içimden “Bir balık, bir hayat olabilir mi?” diye sordum. Belki de sadece bir balıkla, tüm dünya bağlarını kurabilirsiniz. Çünkü deniz, bazen her şeye rağmen bambaşka bir anlam taşır.
Bir Yudum Huzur: Sonraki Günler
O akşamdan sonra, Kayseri’ye geri dönerken içimde bir huzur vardı. Belki de daha önce bilmediğim bir dünyaya adım atmıştım. İstavrit çeşitleri o kadar farklıydı ki, her biri bana kendi içsel yolculuğumu hatırlattı. Farklı olmak, bazen bir yolculukta kaybolmak, bazen de denizin içinde kaybolan balık gibi yalnız hissetmek… Ama bir yudumdan sonra, hayatın ne kadar karmaşık olduğunu görmek…
Şimdi her balık aldığımda, o anı hatırlıyorum. Sadece bir balık değil, bir anlam taşıyan bir duygu. İstavrit çeşitleri, bana hayatın karmaşıklığını, ama aynı zamanda basitliğini öğretiyor. Yavaşça pişerken, her bir çeşit bana, hayatımın anlamını hatırlatıyor.
Ve belki de bu yazıyı yazarken, Kayseri’de denizle buluşan bir gencin, hayatın en derin sorularına nasıl cevaplar bulduğunu anlamış oluyorsunuz. İstavrit çeşitleri nelerdir? Bunu sormak bile, bir anlam taşır.