İçeriğe geç

Pozisyonun Türkçesi ne ?

Pozisyonun Türkçesi Ne? Çalışma Hayatının En Büyük Bilmeceyi Çözmek

Çalışma Hayatı: Birer “Pozisyon” Arayışı

“Pozisyonun Türkçesi ne?” diye sorduğumda, muhtemelen çoğunuzun aklında sadece ofis koltuğunda oturan birini, iş yerinde “poza” girmeye çalışan birini, hatta belki de açma-kapama düğmesinin başında dakikalarca bekleyen birini canlandırdığınızı düşündüm. Ama cidden, bu pozisyonlar nedir ve aslında gerçekten neyi ifade ederler? Hayatımı “pozisyon” kelimesiyle geçirdiğimi düşünmeye başlayınca, soruya dair ciddi bir kafa karışıklığına düştüm. Bu yazıda da o kafa karışıklığını biraz eğlenceli bir şekilde çözmeye çalışacağım.

Bir İzmirli olarak, sabahın köründe işe gitmektense, kahvemi alıp sahilde yürümeyi tercih ederim tabii, ama ne yazık ki “hayat” diye bir şey var ve o hayat da “iş” dediğimiz, üzerinde birkaç tane kelimeyle uzun uzun yazı yazabileceğimiz “pozisyonlar”la dolu.

Pozisyon Nedir?

Hayatımda en çok düşündüğüm konulardan biri, iş dünyasında yerini bulmaya çalışan pozisyonlardır. Bu da demek oluyor ki, “Pozisyonun Türkçesi ne?” sorusu, aslında iş hayatındaki “tuzak” anlamına geliyor. Çünkü bir işin ya da pozisyonun tam ne anlama geldiğini aslında sadece denediğinizde öğreniyorsunuz. Şu an ne demek istediğimi anlatmak için birkaç örnek vereyim.

Örnek 1: Müdür Olunca Her Şey Güzel mi Oluyor?

Geçenlerde iş yerinde “müdür” pozisyonuna atanmış bir arkadaşımla konuşuyordum. Adam öyle bir anlatıyor ki, sanki Şahane bir şey yapmış gibi. “Evet, biliyor musun? Ben artık ‘departman yöneticisiyim.’” diye açıklama yapınca, gözlerim parladı. “Aaa, çok güzel, peki ne yapıyorsun?” dedim. O da böyle kısa bir sessizlik sonrası “Vallahi, hani her şeyi organize ediyorum, bazen takımlar arası koordinasyonu sağlıyorum” dedi.

Ama bakın, esas komik kısım şu: Bir süre sonra fark ettim ki, işin “pozisyon” kısmı gayet iyi ama işin içindeki gerçek sorumluluk, tam olarak “işleri organize etmek” değil, “kimseyi kırmamak”mış. “Müdürlük” dediğimiz şeyin çoğu zaman sadece diplomatik bir yapıyı oluşturmak olduğunu anladım. Yani, “pozisyonun Türkçesi” her zaman ‘organizasyon gücü’ veya ‘ekip yönetimi’ falan değil. Çoğu zaman en iyi pozisyonlar, diplomatik dengeyi sağlamak ve “Şimdi ne oldu?” sorusuna ‘iyi bir yanıt’ vermekle ilgilidir. Çoğu zaman da kayıtsızca yapılır!

Örnek 2: Herkes Bir Yerde “Ofis Pozisyonu” Arayışı İçinde

Her ne kadar pozisyonlar bir arayış olsa da, bazen ne anlama geldiğini bile bilmiyoruz. Misal, İzmir’de şehrin ortasında otururken sürekli, “Ya ben de ofis işine geçsem acaba nasıl olur?” diye iç geçiriyorum. Ama ofis pozisyonları demek, saatlerce ekran karşısında öylece boş boş bakmak demek değil mi? “Pozisyonun Türkçesi ne?” sorusunu ofiste soruyorum; sadece bir anlık zaman diliminde farklı bir odada çalışmak ve yeri geldiğinde çay almak mı? Çünkü gerçekte, çoğu ofis pozisyonunda yaptığınız tek şey, başka birinin size, “Bir şeyler yap” demesini beklemek.

Bir gün toplantıya katıldım, bir şirketin “strateji geliştirme” pozisyonundan bahsediliyordu. Orada da şöyle bir cümle geçti: “Hadi stratejiyi geliştirelim.” Tamam da, geliştirmek ne demek? Bunu anlamak, tam olarak “pozisyonun Türkçesi”ni çözmek gibi bir şey. Strateji, aslında sadece tahmin yapmak ve ona uygun bir şeyler söylemek değil mi? Hani geleceği tahmin etmeden bir iş stratejisi oluşturmak, bir şirkette pozisyon almak mümkün mü? Yani, pozisyon alırken ne kadar “doğru” olduğunuzu kimse sorgulamıyor, çünkü “pozisyon” zaten belirsiz. Pozisyon ve “belirsizlik” birbirinin en yakın dostu.

Örnek 3: Çalışma Hayatında Pozisyonun Anlamı

İş yerinde bir pozisyondan diğerine geçmek, bazen oldukça komik sonuçlar doğurabiliyor. Geçenlerde bir arkadaşım, “Ofisteki yeni pozisyona geçtim” dedi. Merakla sordum: “Ne pozisyonu?” O da “İç denetim” dedi. Kafamda bir anda bin tane soru belirdi: İç denetim? Hani, bankalar filmlerinde sürekli gördüğümüz “kameradan takip” durumları. Ama o kadar rahatladım ki, sanki bir anda iç denetçi pozisyonunun ne kadar “cool” olduğunu düşündüm. Arkadaşımın ise daha doğrusu “sağlam pozisyonda” olduğunu hayal ettim. “İç denetim nedir ki?” dedim, “Bunu ne kadar zorlayabilirim?” diye de ekledim. Şu an pozisyonu belirlemenin hiçbir anlamı yoktu.

Pozisyon demek, aslında ne iş yaptığınızı veya ne kadar çalışkan olduğunuzu değil, tam olarak “kimleri etkilediğinizin” bir göstergesidir.

İç Sesim: “Bir Pozisyon Al, Artık!”

Bütün bu süreçte, sürekli aklımda bir ses yankılanıyor: “Bir pozisyon al, artık!” Her şeyin bir pozisyonla başlaması gerektiğini düşündüğümde, fark ettim ki insanın kendini bir pozisyonda görmek, o pozisyondan dolayı daha da gülünçleşiyor.

Bazen sadece insanları izlerken, “Acaba bu kişi ne pozisyonda?” diye düşünmüyor muyuz? Hani o tuhaf bakışları, göz teması kurarken duyduğumuz ‘garipliği’ düşünürken, çoğu kişi de aslında buna “normal” diyordur. O yüzden, pozisyonlar sadece kelimelerle değil, davranışlar ve ilişkilerle de şekillenir. Çünkü pozisyon almak, bir anlamda sadece bir yere sahip olmayı değil, orada bir iz bırakmayı gerektiriyor.

Pozisyonun Türkçesi Ne? Sonuç

Sonuçta “Pozisyonun Türkçesi ne?” sorusunun cevabı, aslında her zaman tam olarak net değildir. Çünkü pozisyon demek, hem iş yerindeki yerin hem de toplumsal hayattaki duruşun bir birleşimidir. Çalışma hayatında ve gündelik yaşantımızda yer alan bu ‘pozisyonlar’, hem kişisel kimliklerin şekillenmesine yardımcı olur, hem de toplumsal normlar ve beklentiler doğrultusunda şekillenir. Kim bilir, belki de en önemli pozisyon, gerçekten “ne pozisyonda olduğumuzu” anlamakla ilgilidir.

Bazen en iyi pozisyon, başkalarını küçümsemeden kendimizi yerinde görmek, zaman zaman komik bir bakış açısına sahip olmaktan geçer. O yüzden soruya gelecek olursak: Pozisyonun Türkçesi? Belki de hayatın kendisi, sürekli kendine bir pozisyon aramaktan başka bir şey değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
https://hiltonbet-giris.com/betexper indir