Telefonda Yedeklenen Fotoğraflar Nerede? İzmirli Genç Yetişkinin Derin Sorgulama Anı
Bir gün, bir anda telefonumdaki fotoğrafları silmeye karar verdim. Evet, bir “temizlik” yapmak istedim çünkü her şeyim fotoğrafla dolmuştu. O kadar çok fotoğraf birikmişti ki, sonunda telefonumun hafızası “Dur yeter!” dedi ve “Neden bu kadar çok resim çekiyorum ki?” diye sorgulamaya başladım. Ama sonra fark ettim: Telefonda yedeklenen fotoğraflar nerede? Telefonumun hafızası tıka basa dolmuş ama bir yanda da bulamadığım, kaybolmuş gibi hissedilen yedekler vardı. Sanki bulutlarda kaybolmuşlar gibi. Ama nasıl yani? O kadar yüksek teknoloji, o kadar yedekleme… Nerede bunlar? Hadi gelin, bu karmaşayı biraz daha derinlemesine inceleyelim.
Fotoğrafları Yedeklemek: Teknolojiye Gözyaşı
İzmir’de sıcak bir gün, akşamüstü saatleri. Akşam çayı içmek için parka gitmeye karar veriyorum. Tabii ki telefonumda her an her şeyi çekip kaydediyorum, bir anı kaçırmak gibi bir kaygım var. “Ama telefonun hafızası bitiyor!” diye kendimi azarladım. Bir anda aklıma şu fikir geldi: “Bir fotoğrafın kaybolması, başka bir fotoğrafın doğmasına sebep olabilir. Ne yapalım, hemen yedekleyelim!” Yedekledim de… Peki, ya sonra? Sonraki günlerde bu yedeklenen fotoğraflara ne oldu? Hani neredeydi? Bulutlarda mı? Bir anda tüm fotoğraflar kaybolmuş gibi hissettim. Hani hızıyla ünlü bulut? Onun hızına hayran oluyordum, ama nereye gitmişti tüm o fotoğraflar?
Bulutlar: Fotoğrafları Gerçekten “Yedeklemiş” mi?
Önce bulutları sorgulamaya başladım. “Bu bulutlar işini yapıyor mu gerçekten?” dedim içimden. “Google Fotoğraflar mı, iCloud mu? Hangi bulut?” diye kendi kendime sorarken, bir yandan da telefonumun ekranına bakıyordum. Her şey sinyallere bağlanıyor, sürekli yeni hesaplar açıyorum ama… Yedeklenen fotoğraflar nerede? Belki de bulut, hayatımdaki her fotoğrafın kaybolduğu bir hazine sandığına dönüşmüştü. Ve ben, o hazineyi bulmaya çalışırken, her seferinde kaybolan fotoğraflara bakarak endişelenecek kadar dikkatsiz bir insan oldum.
İç Ses: “Ne Yapıyorum Ben?”
Bir yanda telefonumun hafızasının dolduğu düşüncesiyle strese girerken, diğer yanda düşündüm: “Ya bu fotoğrafların kaybolduğunu düşünüp, psikolojik bir kriz mi geçiriyorum? Hadi ama! Ne kadar ciddi bir problem olabilir ki?” Sonra kendi iç sesimle bir monolog başlattım: “Neden bu kadar panik yapıyorsun, fotoğraflar her zaman orada olacak. Hem ne önemi var ki? En fazla unutursun. Neyse ki 400 tane kedi fotoğrafın var, onları kaybetmek büyük kayıp olmaz.” Evet, doğru; aslında gerçekten kaybolan hiç bir şey yoktu, ama yine de ben kaybolmuş hissediyordum. Her şey bir bulut arkasına saklanmış gibiydi!
Bir Sorun Daha: “Bunlar Nerede Saklanıyor?”
Google Fotoğraflar’a girdim, “Bunlar nereye gitti?” diye sorarken kendimi kaybettim. Hangi fotoğraflar? Şu anın, geçmişin ya da geleceğin fotoğrafları… Hepsi karışmış. Bütün bu fotoğraf düzenleme, yedekleme, silme işlemleri beni gerçekten fazlasıyla bunaltmıştı. Hani o kadar çok fotoğraf çekmiştim ki, kendimi bir zaman makinesinin içinde kaybolmuş gibi hissediyordum. O kadar fazla fotoğraf var ki, çoğunun nerede olduğunu bile hatırlayamıyorum. Nerede çektiğimi ya da niye çektiğimi de…
Google’a Güvenmek mi? Belki de Değil
Google Fotoğraflar’a girdim, bu kez kaybolmuş fotoğraflarımı bulmak istiyordum. Gerçekten bulmalıydım, çünkü kaybolan fotoğraflarım da bir anlam taşıyor gibi hissettim. Neyse ki, Google “İyi iş, senin için her şey yedeklendi!” dedi ama ben hâlâ aradım, kaybolan fotoğrafları bulmaya çalıştım. İki saat sonra, tam umudu kaybetmişken, birden bir uyarı geldi: “Burada hiç fotoğraf yok.” Tamam, belki de bulutlar evrenin karanlık bir köşesine gizlenmiştir, ne yapalım? Hayat işte…
Sonunda Yedeklemeyi Öğrendim
Bir süre sonra, kaybolan fotoğraflarla barışmaya karar verdim. “Neyse, başka fotoğraflar çekebilirim, sonuçta çok fazla kedi fotoğrafım var. Bu da bir başarı,” dedim kendi kendime. Yani, ne de olsa hayatı sürekli fotoğraf çekerek, kaybolmuş fotoğrafları arayarak geçiremem. Öğrendim ki, fotoğraflar kaybolsa da, anılar kalır. İnsanın hatırlayacağı şey, o fotoğrafın olduğu anın verdiği duygudur. Gerisi hikaye. Ve ben de fotoğraf yedekleme konusunda en sonunda bir karar verdim: Olanla yetin, yoksa fotoğrafın ve bulutun işleri seni bir daha buluşturmaz!
Sonuç: Bir Yedeklemenin Derinliği
Sonuç olarak, telefonumda yedeklenen fotoğraflar nerede sorusu biraz daha az kafa karıştırıcı oldu. Ama bir yandan da fark ettim ki, hayat bazen ne kadar düzenli olursa olsun, fotoğraflar bile kaybolabiliyor. İşte bu yüzden, fotoğraflarımızı kaybetmek, hayattaki o kaybolan anı anlamamıza yardımcı olabiliyor. Kim bilir, belki de kaybolan her fotoğraf, hayatımızın beklenmedik bir şekilde yeniden düzenlenmesidir. Ama ne olursa olsun, “Fotoğraf yedekleme” işini bir şekilde halletmek, hayatı biraz daha kolaylaştırır. Çünkü bir fotoğrafın kaybolması, başka bir fotoğrafın kayda geçmesini sağlayabilir!